|
|
#1 (permalink) |
|
Administrator
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nerden: dragon realms...
Takım : GALATASARAY
Psn Network : koldemir
Pes Nick : raistlin
Pes Takım : milan
Biografi : .....
Doğum Tarihi : 13.08.1983
Mesajlar: 19.511
|
Sid meier's civilization : revolution oyun incelemesi
Kim demiş savaşarak gelişilmez diye ;
SİD MEİER’S CİVİLİZATİON : REVOLUTİON Parlaklık. En sonunda gelmişti. Sonu gelmez gri’liğin sonunda uzun zamandır ilk kez yüzünü gösteriyordu ve hiçte sahici gibi görünmüyordu. Bitmeyen soğuk öyle içine işlemişti ki. Belki de bu yüzden uzun zaman sonra normalde içini ısıtan bu parlak şey bu sefer hiç işe yaramıyordu. Kafasını uçsuz bucaksız beyazlıktan çevirerek oturduğu yerde ellerine baktı. Dünden beri aynı şeyi yapıyordu. Elindeki iki nesneden çıkardığı ufak ışıklar iyice artmaya başlamıştı dün geceden beri. Artık yorulmuştu. Pes etmek üzereydi. Nispeten daha sıcak olan mağaranın içine dönmemek için zor tutuyordu kendini. Üstelik bu iki şeyi birbirine sürtmek ellerini de acıtmaya başlamıştı. Yinede dayanamadı. Arkasından biri dokundu ona ve içeriye doğru çekti hafifçe. Sert bir hareketle çekti omzunu. Döndü baktı. 2 kişi ona bakıyordu. Tanıdık yüzlerdi. Beraber avlanmış ve yemişlerdi. Ama sanki bir şey eksikti hayatlarında. Yediklerinde, uyuduklarında. Bunu hissediyordu. Ve sanki o eksiklik ellerindeydi şimdi. Döndü tekrar. Daha bir hırsla çalışmaya başladı. Tekrar tekrar. İnatla. Hırsla. Yine ufak ışıklar çıkmıştı. Oturduğu yerden öne doğru abandı. Elleri çalılara değiyordu. Çalıştı. Sürekli. Ufak ışıklar çoğalana dek. Ve birden önündeki çalı parlamaya başladı. Korkuyla geri çekildi ardındaki 2 kişi ile beraber. Eli acımıştı. Ama farklı bir biçimde, daha önce hissetmediği bir şekilde. Önündeki ışık büyüdü. Ve yüzüne tepesindeki büyük parlaklığın verdiği ısı hissini vermeye başlamıştı. Başarmıştı. O bir insandı. Ve bir şey bulmuştu. Adını henüz bilmediği bir şey. İleride adı ateş olarak anılacak bir şey… Yukarıda bahsi geçen insan acaba neleri başlattığını bilseydi o zamanlar ne düşünürdü kendi kendine. Büyük ihtimalle bir sonraki avı nerede ve ne zaman bulabileceğini düşünmekten öteye gidemezdi. Ama zaten insan olmak bu değil mi. Anı düşünmek ve yaşamak. Her kim ben ilerisini düşünüyorum dese bile gerçek ve önemli olan bizim için o an değil mi. Ama bu yazıda bahsedeceğimiz oyunda her şeyi gelecek için yapıyoruz. Çünkü oyunu yapan deha zaten anı yaşamayan biri. Sid meier ilk kez konsollarımızda ; sid meier’s civilization : revolution ile… Keşfetmenin tadı.. Konsol’da strateji oyunu oynamak. Çoğu kişi için işkence ile aynı anlama gelmekte. Ama ben her zaman gerçekten alışıldığı zaman oyun kollarının da yeterli bir strateji performansına ulaşabileceğini düşünmüşümdür. Geçen yıllardan anladığım kadarıyla oyun yapımcıları benimle aynı görüşte değiller (hainler) çünkü ps 1’den tutunda bu zamana kadar konsollara çıkan strateji oyunu sayısı sanırım bir elin parmaklarını geçmez. (standart bir el tabii ki) benim hatırladığım konsoldaki en iyi strateji sanırım red alert serisi idi. Her ne kadar ps2’ye age of empires çıkmış olsa da oynanabilirliği Çinlilerin işkence yöntemi ile yarışacak düzeyde olduğu için başarısız bölümde yer almaktan kurtulamadı. Ki age of serisi gelmiş geçmiş en iyi stratejilerden biridir. Birde theme hospital oyununu hatırlıyorum konsolda. Oda çok iyi bir uyarlama olmuştu. Ama dediğimiz gibi durum pek parlak olmayınca firmalar konsollara strateji oyunu yapmayı uzun süre önce bıraktılar. Tabii zaman ps3 ile birlikte değişiyor. Bundan 3-4 sene önce sid abi (çok sever beni hep abi derim) konsola civilization yapacak deseniz sizi yaptığınız mükemmel espri sebebi ile alkışlar ve yüzünüze doğru kahkahalarla gülerdim. Ama şimdi gülemiyorum. Sizde gülmeyin. Bozuşuruz. Sanırım yazıya civilization’ı biraz tanıtmakla başlamam yerinde olur. Çünkü konsol oyuncularının çok az bildiği bir tür ve hiç bilmediği bir oyun. Ama bu isim aslında bir klasik. Beklide sid meier’i, sid meier yapan olgu. Bir fenomen. Bir halk kahramanı. Bir ülke kurtarıcısı (abarttım farkındayım) Civilization pc oyun sektöründe ciddi yer bulan, her serisi merakla beklenen ve kendine has hayran kitleleri olan bir strateji oyunu. Peki nedir bu civilization? Strateji türü bir oyun olduğunu herhalde yazıyı buraya kadar okuyup ta anlamayan kalmamıştır. (kaldıysa da yazıya devam etmesin zaten.)Sıra tabanlı strateji oyunu olan Civilization’ı bir uygarlık kurma, geliştirme ve büyütme stratejisi olarak özetleyebiliriz. Seçmiş olduğumuz uygarlığı sıfırdan başlatarak genişletmeli ve belli başlı uç noktalara ulaşarak oyunu kazanmalısınız. Bu zaferi ister politik yoldan, ister teknoloji ile yada isterseniz savaşıp fetih’den fetih’e koşarak yapabilirsiniz.(babam hep derdi bana sende fatih sultan tipi var diye. Haklıymış) Tekerleği bulan top olsun… Tabii ki bütün bu bahsettiklerim geçmiş dönemdeki oyunlar için geçerli şeyler. Bakalım şu an konumuz olan revulation’da bu öğeleri bulabilecek miyiz? Güzel bir açılış videosu ile başlıyoruz oyunumuza. Uzun zamandır izlediğim en iyilerinden biri. Bu arada yapımcı firmanın her zaman sevgimizi kazanan 2K games olduğunu görüyoruz. Zamanında diablo, starcraft gibi şaheserlerden sonra blizzard için bir söz yaratmıştık oyuncular olarak. “blizzard’dan babam çıksa oynarım” şeklinde. Sanırım bu söz yavaş yavaş 2K games için geçerli olabilir. Cidden performansları çok üst düzeye çıktı son günlerde. Çok güzel işler yapmaktalar. Neyse konumuzdan sapmayalım. Yazının ortasına geldik hala oyuna gireceğiz. Hemen lay now diyerek başlıyoruz. Önce bizden uygarlık seçmemiz isteniyor. Bu uygarlıklar efsane olmuş isimlere göre ayrılan ünlü medeniyetler. Yenilmez iskender’den tutunda, politika ustası Abraham lincoln’e (birde cassio Lincoln var gs’li ama o konu dışı) kadar bir çok ünlü isim ile beraber, zulu kabilesinin lideri ve ismini asla ama asla buraya yazamıyacağım alakasız lider’e kadar seçeneklerimiz bulunmakta. Japonlara olan sonu gelmez sempatim yüzünden Japon lideri seçerek oyuna giriyorum. Daha doğrusu giremiyorum çünkü yine bir video çıkıyor. “Liderim” şeklinde başlayan ve bu sözü 15 kere tekrarlıyarak bayan ama yararlı bir biçimde oyunu anlatan bir video daha izliyoruz. Sonunda oyun ekranı gözüküyor. Hemen klasik olarak grafiklerden bahsedelim. Sid abi’nin alışkanlığıdır. Zaman zaman çizgi-filmvari grafiklerle oyunlar yapar. Yine bu akımın bir örneği var karşımızda. Gayet basitleştirilmiş ve temiz çizgi grafikler kullanılmış oyunda. Haritalar,çevre efektleri ve insan modellemeleri gayet basit dizayn edilmiş. Ama şehirler ayrıntılı. Fazla bir yansıma yada kırılma efekti yok. Her alanda sadeleştirilmiş ve göze basit gelen grafikler var. Efekt sayısı az ama kaliteli. Buna bağlı olarak alan çözünürlüğü yüksek tutulmuş. Şehirlere zoom yaptığınızda ayrıntılar fark ediliyor. Genel olarak hoş diyebileceğimiz grafikler var. Sesler ise grafiklere nazaran çok daha ayrıntılı olmuş. Öncelikle oyunun kendine has bir dili var bunu söylemek gerek.. Bu sims oyunlarında kullanılan ve mırıldanarak konuşulan simce’ye benzeyen bir dil. Ama öyle bir tasarlanmış ki sanki dünyada bu dili konuşan bir ırk varmış gibi hissediyorsunuz. Başlarda biraz yadırgasanız da sonrada hoşunuza bile gidebilir duruma geliyor.(düşündümde şimdi o kadarda değil. Cidden sinir bozucu. Ne o öyle mıy mıy) Diğer ses efektleri’de oldukça iyi. hiç.biri kulak tırmalamıyor. Müzik açısından pek parlak konuşamayacağım çünkü zaten 1-2 müzik var oyunda. Demokrasimi oda ne? Gelelim oyuna. Her zamanki gibi sıfırdan başlıyorsunuz oyuna. 3 köylünüz var ve bunlarla ilk önce bir şehir kurmanız gerek. Şöyle denize kıyısı olan,ormana yakın ferah bir yeri seçin ve üçgen tuşuna basarak şehrinizi kurun. (ilerde çok değerlenecek buralar 1-2 arsa kapmak lazım) Zaten şehri kurduktan sonra yapacağınız tek şey adam üretmek ve keşif yapmak. İlk etapta üretebileceğiniz adamlar kısıtlı. Tabi keşif yaptıkça çeşitli türlerde adam üretebiliyorsunuz. Oynanabilirlik oldukça iyi. konsolun en büyük derdi olan az tuş sorununu bir tuşa her ekranda farklı bir görev vererek aşmışlar.Bu sayede oyun oldukça kolay oynanır hale gelmiş. Sağ ve sol analog tuşlara ayrı görevler atanmış. Soldaki ile hedef belirlerken sağdaki ile haritayı gezebiliyorsunuz. Her birimde her tuş farklı bir görev yapıyor. Bu sayede istediğiniz şeyleri rahatça yapabiliyorsunuz.
__________________
Konu raistlin tarafından (09-05-2008 Saat 12:03 PM ) değiştirilmiştir.. |
| raistlin isimli Üye şuanda online konumundadır |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Administrator
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nerden: dragon realms...
Takım : GALATASARAY
Psn Network : koldemir
Pes Nick : raistlin
Pes Takım : milan
Biografi : .....
Doğum Tarihi : 13.08.1983
Mesajlar: 19.511
|
Oyunda zafere ulaşmanın 4 yolu var. askeri gücünüzle her yeri fethedebilir (domination victory), kültür seviyenizle büyük kütüphaneyi kurarak medeniyetlerin önüne çıkabilir (cultural victory), ekonominizi devasa hale getirerek büyük bankayı kurarak dünyada tek olabilir (economic victory), yada teknolojinizi çok fazla geliştirerek uzayda koloni kurup dünyaya gücünüzü gösterebilirsiniz (technology victory) Bütün bu zaferlerin görselleri çok güzel tasarlanmış ve uygulanmış (özellikle teknoloji zaferini tavsiye ederim)
Bu aşamalara ulaşırken yalnız değilsiniz tabi. Danışmanlarınız sürekli gelişmelerden sizi haberdar edip gerektiğinde ne yapabileceğiniz konusunda tavsiyeler veriyorlar. Generaliniz sürekli askeri alanda ilerlemenizi tavsiye edip askeri gelişmeleri haber verirken, kültür bakanınız sizi barışçıl olmaya çağrıyor,ekonomi bakanınız sürekli parasal yönden gelişmenizi istiyor. Bilim adamınız ise size keşifleriniz konusunda yardımcı oluyor. (çok matrak adam. Severim kendisini.)Bazen sinir bozucu olsalar da oldukça yararlılar.(yalan sadece bilim adamı işe yarıyor) Bu zaferlere ulaşma yolunda çok büyük eksiklikler göze çarpıyor oyunumuzda. Bunların başında haritaların küçüklüğü geliyor. Hangi oyun modunu oynarsanız oynayın bütün bir haritayı keşfetmeniz 20 dakikayı geçmiyor. Ve daracık haritada bazen 4-5 medeniyet olduğu zamanlar oluyor. Bu gibi durumlarda kendinizi penceresiz bir odaya hapsolmuş gibi hissediyorsunuz. (özellikle savaşmak istemediğinizde. Ama kim savaşmak istemezki) İkinci en büyük problem ise oyunda savaşmadan ilerleme kaydedememeniz. Ne yaparsanız yapın, savaştan ne kadar uzak durursanız durun bir noktadan sonra savaşmaya mecbur kalıyorsunuz veya mecbur bırakılıyorsunuz. Çünkü hem diğer medeniyetler sizi savaşa zorluyor hem de siz savaşmadan çok yavaş gelişiyorsunuz. Oysaki civilization’nın en büyük özelliği sizi tamamen özgür bırakması ve istediğiniz şekilde bir uygarlık gelişimine imkan vermesiydi.(ben sid’in yalancısıyım) Savaşmayı kabul ettiniz ve sağlam bir ordu kurmak istiyorsunuz. Ne yazık ki (hep bu kelimeyi kullanmak istemiştir. Kısmet bugüneymiş) burada da bir probleminiz var. Sadece 3’er 3’er adam üretebiliyorsunuz ve en fazla 9 birimlik ordular kurabiliyorsunuz. Yani koskoca medeniyetinizden bir futbol takımı bile çıkarmanıza izin vermiyor oyun.(halbuki bu gönül bir roma uygarlığı-zulu kabilesi maçı izlemek isterdi) Üstelik bu 9 birim tıpatıp aynı olmalı.Ne üretirseniz üretin, ne kadar gelişirseniz gelişin bu değişmiyor. Ve aynı zamanda sizin teknolojiniz gelişirken önceden ürettiğiniz adamlar gelişmediği, yerinde saydığı için yeni birimlerinizle birleştiremiyorsunuz. Bu durumda 2150 yılında siz diğer medeniyetlerle uçaklar,tanklar ve nükleer silahlarla savaşırken, hemen yan tarafta taşlı sopalı emektar birliğiniz size selam durabiliyor. Ve emir verdiğinizde hiç itiraz etmeden uçaklara saldırabiliyorlar. Üstelik ultra saçma bir biçimde bazen kazanabiliyorlarda. Ve en büyük problem oyunun kendini tekrar etmesi. Her şeyi yapıp, her olayı çözdüğünüzde fark ediyorsuuzki aslında hep aynı şeyleri yapmışsınız. Ve inanın bu o kadar fazla zaman almıyor. (düşündüm de aslında baya bir zaman alıyor) Aslında pc’deki serilerle karşılaştırıldığında revulation, civilization serilerinin çocuk versiyonu gibi kalıyor. Her şey basitleştirilmiş ve kısaltılmış gibi. kesinlikle oyuncuyu zorlayacak bir unsur yok. Her şey bir ritüelde gelişiyor ve sağlam bir ordu kurduğunuz vakit kazanamamanız neredeyse imkansız. (kazanamıyanı dövüyorlar) Ama konsolumuza özel bir ilk var oyunda. Online mod. 4 kişiye kadar aynı anda oynanabilen Online mod’da single mod’da olan her şey mevcut. Yine kendi ırkınızı seçip, aynı şekilde geliştirip en sonunda karşı oyuncularla kapışıyorsunuz. Dünyanın her yerinde ki civilization oyuncuları ile uygarlıklarınızı kapıştırabiliyorsunuz bu sayede. Online’da göze çarpan tek sorun sıra geçiş zamanları. Her turn bittiğinde sırayı devretmeniz için x tuşuna basılması gerekiyor. işte burada bazen oyuncuların unutganlığından, bazende işgüzarlığından dolayı uzun süreler beklemek zorunda kalıyorsunuz. Bazen hiçbirşey yapılmayan oyun başlarında bile karşı oyuncu sizi 4-5 dakika bekletebiliyor. Buna bir sınır getirilmemesi çok kötü olmuş. Yüksek yüksek tepelere uygarlık kurmasınlar… Her şeye rağmen revolution gerçekten çok güzel bir oyun. Peki yukarıda saydığım onca saçma eksiğe rağmen neden hala bu cümleyi kurabiliyorum? Çünkü hala civilization’ın sizi saran ve ekran başına kilitleyen kurgusu mevcut. Değişik medeniyetlerle, her seferinde yeni bir şey keşfettiğinizde, bir akarsu veya orman keşfedip ona medeniyetinize uygun isim verdiğinizde, diplomatik görüşmelerin karmaşası içinde bir oraya bir buraya yetişmeye çalıştığınızda, gönderdiğiniz casusun size sağlam içeriklerle dönmesinin faydasını gördüğünüzde, uzun süre güçlü orduları yüzünden mecburiyetten barış içinde kaldığınız ve sürekli teknolojilerinizi paylaştığınız roma’lıların veya Çinlilerin kafasına gizli gizli geliştirdiğiniz atom bombasını attığınızda birde bakıyorsunuz aslında çok eğlenmişsiniz ve aslında o anda yatakta olmanız gerekiyor. Üstelik artık kosolda fps, tps veya spor oyunları oynamaktan bıkmış bizler içinde çok iyi bir alternatif sunduğu su götürmez bir gerçek. Sonuçta herkesin yapmaktan kaçındığı bir türü konsolumuzda bu kadar başarıyla görmek sevindirici. Sonuç olarak eğer sizde benim gibi alternatif bir tür arayışındaysanız, strateji türünü seven kesimdeyseniz ve biraz olsun civilization oyunu ile tanışıyorsanız bu oyunu kesinlikle kaçırmamanız gerek. Sıkı bir civilization hayranı iseniz ufak tefek hayal kırıklıklarına hazır olun ama yinede almamazlık etmeyin… Grafik : 80 Ses : 89 Oynanabilirlik : 85 Oyun süresi : 70 Eğlence : 95 Genel : 84 melih raistlin" koldemir
__________________
Konu raistlin tarafından (09-05-2008 Saat 12:03 PM ) değiştirilmiştir.. |
| raistlin isimli Üye şuanda online konumundadır |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
PesTurkiye Klüpler Birliği Başkan Yardımcısı
Üyelik tarihi: Mar 2008
Biografi : www.ankaragucu.org.tr
Mesajlar: 1.157
|
Ben bu oyunun hastasıyım her serisini oynadım... Strateji dediğin bu şekilde olmalı..
__________________
|
| darrrk isimli Üye şimdilik offline konumundadır |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Administrator
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nerden: dragon realms...
Takım : GALATASARAY
Psn Network : koldemir
Pes Nick : raistlin
Pes Takım : milan
Biografi : .....
Doğum Tarihi : 13.08.1983
Mesajlar: 19.511
|
gerçekten hatalarına ve pc'deki versiyonuna göre basitliğine rağmen bağımlılık yapıyor bu oyun. başına oturdunmu kalkamıyorsun bir bakmışsın sabah olmuş
![]()
__________________
|
| raistlin isimli Üye şuanda online konumundadır |
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Administrator
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nerden: dragon realms...
Takım : GALATASARAY
Psn Network : koldemir
Pes Nick : raistlin
Pes Takım : milan
Biografi : .....
Doğum Tarihi : 13.08.1983
Mesajlar: 19.511
|
çok sağol elimizden geldiğince yazıyoruz işte...
__________________
|
| raistlin isimli Üye şuanda online konumundadır |
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|