Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-28-2008, 18:43   #1 (permalink)
raistlin
Administrator
 
raistlin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Bulunduğu yer: dragon realms...
TAKIM TARAFTAR : GALATASARAY
PSN NETWORK : koldemir
FİFA TAKIM : raistlin
PES TAKIM : milan
BİOGRAFİ : .....
DOĞUM TARİHİ : 13.08.1983
Mesajlar: 22.418


Nba 2k8 oyun incelemesi

Bazen üç harf her şeyi anlatır ;

NBA 2K8

Dünyanın her bölgesinde basketbol belli kurallar ve belli kalıplar içinde oynanır. Her ülkede basketbolu seven ve takipçisi olan insanlar vardır. Sürekli maçlara giderler ve fırsat buldukça oynarlar.
Ama bir yer var ki orada basketbol sadece basketbol değildir. Orada basketbol adına her şey farklıdır. Kurallar farklıdır, kalıplar değişiktir. İnsanların yaşam biçimi olmuştur basketbol. Sürekli maçlar oynanır. Sürekli sürpriz olaylar yaşanır. Basketbolcular ülkenin en zenginleridir. Ve orası basketbolun en iyi oynandığı yerdir. Amerikan profosyonel basketbol ligi’nden (NBA) bahsediyorum.

O my godness! İt’s Jordan!

Acaba Kanadalı James Naismith, genc hırıstiyan erkekleri birligi okulunun balkonuna astıgı iki seftali sepeti içine elindeki topu atmaya çalışırken çektiği ilginin, bütün dünyada sayılan bir spora dönüşebileceğini hiç düşünmüşmüydü? (hiç sanmıyorum) Mantıken bakıldığında gayet saçma gözüken bu spor, içine girdiğinizde ve oynamaya başladığınızda hiç de öyle olmadığını yüzünüze atılan bir tokat gibi veriyor cevabı. Ama tabii seyretmesi ayrı bir zevk. Özellikle NBA’i. Ama bambaşka bir zevk var ki bu yazının esas konusu o. Basketbolu konsolda oynamak.

Bakın sevgili okuyucularım baştan söylüyorum size. Normal bir yazar normal yazısında önce oyunu tanıtır açıklar ve oyunu beğenip beğenmediğini sonunda sebepleri ile açıklar. Ben bile normal biri olmamama rağmen böyle yaparım yazılarımda. (nasıl yani?) Ama bu yazı onlardan biri değil. Bu yazıda şimdiden açıklamak istiyorum : NBA 2K8 mükemmel bir oyun. Ve onu oynamadığınız her an çok şey kaçırıyorsunuz.
Hatta bu söylemi yazının sonunda birkaç cümleyle dahada ileriye taşıyacağım. Şimdi yazmamamın sebebi sanki siz direk yazının sonuna bakamıyacakmışsınız gibi merak unsuru oluşturmak ve yazının tamamını okutmak. (bknz.:yazısının okunmasını isteyen yazar modeli)

Aslında size bu oyunu nerden anlatmaya başlasam bilmiyorum. Çünkü anlatılacak o kadar çok şey varki. Hatta düşününce “kim uğraşcak bu kadar şeyi anlatmakla” diye düşünüp yazıdan vazgeçesim geliyor. Ama Burhanın kılıcının soğuk ucunu ensemde hissediyorum böyle düşününce. Üstelik adam ankarada ve aramızda yaklaşık 650 km. var. bu durumda burhan 650 km. lik bir kılıca sahip demektir. Düz mantıkla bunu nasıl taşıdığını merak etsemde fazlada sorgulamak istemiyorum. (normal değilim demiştim)
Tekrar düşündüğümde sanırım nereden başlamam gerektiğime karar verdim. Bu oyunu benim gözümde mükemmel yapan gerçekçiliğinden başlamalıyım. Ama bir inceleme yazısına zart diye gerçekçlik diye girilmez. Yada girilirmi? Deneyelim bakalım.

Great opporturnity for trhee! Yess! Ray Allen crash the enemy!

Gerçekçilik! (giriliyormuş) Maça başladığınız ilk andan itibaren bir şeylerin çok farklı olduğunu hissediyorsunuz. Oyun o kadar yaşayan bir ortamda yapılmış ki gözleriniz bir an nereye bakacağını şaşırıyor. Her bir seyirci ayrı ayrı modellenmiş ve o anda devam eden hayatları var. kimisi önünden geçen sosisçi’den sosis alıyor ve onu yemeye başlıyor, kimisi maçı izlemeden yanındaki kız arkadaşı ile ilgileniyor, kimisi kalkıp tuvalete gidiyor, kimisi geç kaldığı maça koşarak yetişip yerini bulmaya çalışıyor vs. vs. Sadece seyircilerde değil bu olay. Her yerde var. Maç içinde görevliler bile ayrı yapılmış. Masa hakemlerinden tutun’da, saha kenarındaki paspasçı çocuklara kadar herkes o an görevini yapıyor. Ponpon kızlar sürekli aktif. Özellikle takımın maskotu saha kenarında seyircileri coşturmak için sürekli aksiyon peşinde.
Takımınızın bench’i ise ayrı bir şov kaynağı. Sürekli maçı yaşıyorlar. Bir smaç bastığınızda veya önemli bir basket attığınızda yerlerinden fırlıyorlar. Molalarda takım görevlileri ellerinde havlularla oyuncuların yanına geliyor. Koç sürekli kenarda aktif.
Kısacası o kadar güzel bir ortam yaratılmış ki oyunda insan ekranda nereyi izleyeceğini şaşırıyor. Gördüğüm en aktif ortama sahip oyun NBA 2K8.
Bütün bu ayrıntılar oyuna muhteşem grafiklerle aktarılmış. Özellikle formaların oyuncu bedenlerinden bağımsız hareket etmesi, oyun motorunun çok gerçekçi yapılması ilk dikkat çeken grafik özelliklerden. Işıklandırmalar çok çok iyi. Oyuncu modellemeleri olsun, salon zeminine yansıyan ışıklar olsun, saha kenarlarındaki hakemler maskotlar vs. olsun inanılmaz grafiklere sahip. 2K bu konuda yine elinden geleni yapmış ve hayal kırıklığına uğratmamış bizleri.

Fizik motoru ise şahane özelliklerle karşımızda. Asla insan vücudunun yapamayacağı hareketleri yapamıyorsunuz. Örneğin hızla koşuyorsunuz ve aniden şut çektiniz. Adamınız öyle hemen ne durumda olsun zıplayıp düzgün bir atış çıkartamıyor. Önce yavaşlamak için ayağının birini öne atıyor, ardından destek ayağını yere koyuyor ve pozisyonun el verdiği ölçüde zıplayıp atışını yapıyor. Tüm fiziki kurallara sadık kalınmış. Top saçma sapan hareketler yapmıyor. İki oyuncunun hava mücadelelerinde etki-tepki kuralı mükemmel uyarlanmış. Sakatlık pozisyonları çok inandırıcı.

Tabii bu kadar güzel ve gerçekçi bir ortamı oyununda desteklemesi gerek. 2K serilerinde her zaman oynanabilirlik üst seviyede olmuştur. Bu seneki oyunda yine aynı kalitede oynanabilirliğe sahip. Şutları atarken tokluk hissi veriyor oyuncuya ve hatta bir süre sonra hangi şutunuzun girip girmeyeceğini söyler vaziyete geliyorsunuz. Paslaşmalar çok kolaylaştırılmış. Tıpkı gerçek NBA maçlarında olduğu gibi organize ve hızlı top çevirmeniz mümkün. Yok ben çalım atacağım yemişim pası derseniz hiç ekstra bir tuşa ihtiyacınız olmadan sadece yön tuşuna yaptıracağınız ani yön değişimleri ile çok güzel hareketler yapabiliyorsunuz. Taktik vermek ve molalarda oyuncu değiştirmek için oyunu durdurmak zorunda değilsiniz. Hemen o anda ekranda beliren menüden bunları gerçekleştirebiliyorsunuz. Oyunun hareketliliğini hiç bozmadan istediğinizi yapabiliyorsunuz. Ve bunları çok kolay bir şekilde yapmak mümkün.
Sesler ise bambaşka bir konu. Kenardan size taktik veren koç’un sesinimi istersiniz yoksa tribünden oyunculara hayranlığını bağıran bir seyirciyimi? Basketbolun zevkinin parkelerden çıkan cıyk cıyk sesinde olduğunu düşünenlerdenmisiniz? Buyrun o zaman istemediğiniz kadar gerçekçi cıyk cıyk sesleri. Yoksa o meşhur her basketten sonra “kobeeeeeeeeeeeeeeee brraayyntttt” şeklinde bağıran arena anchor’larımı seviyorsunuz? Yada oyuncuların kendi aralarında “swicth man switch, c’mon man, get rebaund” gibi seslerimi duymak istersiniz? Hepsi fazlasıyla oyunun içinde mevcut. Mükemmel seslerle tamamlanıyor ortamımız. Müzikler ise oyuna uyumlu ve beklentiyi karşılar nitelikte.
__________________


raistlin isimli Üye şuanda online konumundadır   Alıntı ile Cevapla