Tekil Mesaj gösterimi
Alt 11-30-2007, 18:02   #2 (permalink)
raistlin
Administrator
 
raistlin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Bulunduğu yer: dragon realms...
TAKIM TARAFTAR : GALATASARAY
PSN NETWORK : koldemir
FİFA TAKIM : raistlin
PES TAKIM : milan
BİOGRAFİ : .....
DOĞUM TARİHİ : 13.08.1983
Mesajlar: 22.418


SAKIN ŞÜPHELENME BENDEN BUZ GİBİ SOĞURUM SENDEN!

Birde sekronize barının sol tarafında şüphelenme ve durum seviyenizi belirten bir simge var.Bu renklerle tanımlanmış bir simge ve sizin şehirdeki askerler tarafından ne kadar dikkat çektiğinizi ve sizden ne kadar şüphelenildiğini gösteriyor. Beyaz renk sizin şehirde yaşayan normal bir insan gibi görüldüğünüz anlamına geliyor. Sarı renk (ki koşmaya başlarsanız genelde sarı oluyor) o anda dikkat çektiğinizi ve hafiften sizden kıllanılmaya başlandığının göstergesi. (koşma olm koridorda) kırmızı renksizin’de tahmin edebileceğiniz gibi kaç yoksa tavuk şiş olursun modu. Askerlerin peşinizde olduğunu ve bir an önce gizlenmeniz gerektiğini anlatıyor. Mavi renk ise ortam’dan arazi olduğunuzda çıkan renk. Renk mavide durduğu sürece gizlendiğiniz yerden ortaya çıkmamalısınız. Beyaz’a döndüğünde çıkın gezin dolaşın gönlünüzce.
Altair’in en büyük özelliklerinden biride örümcek adam misali her yere tırmanabilmesi. (bir ara ağ atmaya çalıştım sonra kendime geldim) çatıdan çatıya atlayıp en ufak çıkıntıdan yararlanarak düz duvarlara bile tırmanabilecek yetenekte bir insan kendileri. Ve buda yaptığı görevlerde oldukça işe yarıyor.

Tabi her zaman kaçamıyacaksınız. Bazen iş başa düşecek ve silahlarınıza sarılacaksınız. Bu konuda oldukça değişik bir yapıya sahip assassin’s creed. Öncelikle direk saldırı çok az işe yarıyor söyleyeyim. Zaten sadece rütbenizin alındığı ilk bölümlerde zorunlu direk saldırı ve kombine kullanıyorsunuz. Esas dövüş kurgusu bir suikastçi’nin sahip olduğu çabuk öldürme yetisi üzerine kurulmuş. R1’e basılı tutarak rakiplerinizin hemen hemen her vuruşunu savuşturabiliyorsunuz. Ve eğer bu savuşturma sırasında doğru zamanda kare tuşuna basarsanız güzel bir animasyon ile rakibinizi tanrısı ile baş başa bırakıyorsunuz. Aslında oyuna ilk eleştirimiz bu noktada. Tek bir tuş ile oyundaki bütün dövüş tekniklerini uygulamak güzel bir olay. Ama bir süre sonra tek yaptığınız savunmak ve tuşa basarak rakibi öldürmek oluyor. Ve dövüşlerden korkmamaya başlıyorsunuz. Oyun yapımcıları bu rutin’i her dövüştüğünüzde sekronize oranını azaltarak kırmaya çalışmışlar ama birkaç kombo veya başarılı görev amacı yaptığınızda (objective) senkronizasyon barı kolaylıkla doluyor. En azından iki tuş ile daha farklı dövüş sahneleri ve oyuncuya “ben yaptım” dedirtecek dövüş kombineleri sağlansaydı çok daha iyi olurdu.

Silahlarımız ise 4 çeşit. İlki Osmanlı tokadı diye tabir edebileceğimiz yumruklarımız. Tabi bu en az etkisi olan silah çeşidimiz. İkinci silahımız kılıcımız. Birebir ve kalabalık dövüşlerde kullandığımız silahımız. 3. silahımız Cüneyt Arkın edası ile fırlatabildiğimiz ama sayısı kısıtlı olan fırlatma bıçaklarımız ve bunları fırlatırken yanımıza yaklaşan bir domates veya asker olursa dilimleyebilelim diye diğer elimizde tuttuğumuz kısa kılıcımız. 4. ve en önemli silahımız ise tarikatımıza özel ve Altair’in bir erkek için çok önemli olan orta parmağını kaybetmesine sebebiyet veren suikast bıçağımız. Tarikat bu bıçak kolay gizlenebilsin ve kolayca ortaya çıkarılabilsin diye bütün üyelerinin orta parmağını kesiyor. Tabi neden orta parmak sorusu aklımıza geliyor ve tarikatın cinsel tercihleri konusunda şüpheye düşüyoruz. Bu kafa karmaşıklığını boşverirsek eğer genelde bu bıçağımızla dolaşıyoruz şehirde çünkü kol yenimizin içinde olduğu için gizlenmesi kolay ve hızlı saldırılarda inanılmaz etkili.kullanmasıda çok zevkli.(haybeyemi kestirdik parmağı) Bu silahları dijital pad’de yön tuşları ile seçebiliyoruz (aşağı yön yumruk, yukarı yön suikast bıçağı, sağ yön uzun kılıç, sol yön kısa kılıç ve fırlatma bıçakları.)

Devasa şehirlerimiz var demişdik.(demedikmi? Şimdi diyoruz o zaman) Tabi bu şehirler arası yolculuk yapmamızda gerekiyor. Aslında Animus bir görevi veya amacı tamamladığınızda hafızanızı hızla ileri alarak (neyiz biz böle cd çalarmı?) bir sonraki görev alanınıza gitmenizi sağlıyor ama her zaman değil. İşte bu zamanlarda iki şehir arası yolculuk için at kullanıyoruz. (e 1191 yılında küdüs’de altımıza Ferrari vermeleri beklenemezdi haliyle. Aslında önceki yaşamında ayton senna olan bir adamı oynasaydık güzel olurdu ya. Tamam farkındayım saçmaladım) Daha önce oynayanlar bilirler shadow of the colosus, oblivon gibi oyunlarda at hayvanı ile sıcak ilişkilerimiz olmuştu. Özellikler shadow’da at ile yolculuklar çok zevkli ve eğlenceliydi. Ama assassin gerilerden gelerek yükseldiği topu kafayla ağlara gönderiyor ve at’la yolculuk konusunda bütün rakiplerini geriye bırakıyor. At’ınızı sürmek o kadar eğlenceli ve o kadar güzel uyarlanmışki oyunun ilerleyen bölümlerinde açtığınız şehirler arası animus sayesinde hızlı yolculuklar yapabilecekken, at’la yolculuk etmek tercih edilir hale geliyor. Eğer hemen bahsi geçen 3 oyun arasında bu konuda sıralama yaparsak 1-assassin’s creed 2- shadow of the collosus 3- oblivon diyebiliriz. (and the Oscar goes to…)
Ana görevler harici yan görevlerimizde bulunuyor oyunda. Bunlar genelde birisine yardım etmek veya şehir için önemli bir meseleyi halletmek gibi şeyler. Oyunun süresini uzatmış ve ilgi çekici görevler olduğu için yaparken sıkılmıyorsunuz.
Ama ana görevlerde yine bir rutin söz konusu. Bütün görevlerin ana hattı “bilgi al,ilgili şehre git,bilgi topla, hedefi bul,öldür” çerçevesinde. Bu başlarda çok zevkli gelsede bir süre sonra “yinemi ya” tepkisine yol açıyor insanda. Zaman zaman yankesicilik’de yapabiliyoruz. Buda hoş bir ayrıntı olmuş oyunda.

TÜRKMÜSÜN BİRADER!?

Ve sesler. En önemlisi oyunda Türkçe konuşan insanlar bulunması. Haçlı seferleri sırasında Osmanlıların etkisi gözden kaçırılmamış oyunda. Hatta zaman zaman türk bayrakları göze çarpıyor. Sizi kovalıyan askerlerin arkanızdan “kaçma!gel buraya” şeklinde bağırması bizi gülümsetiyor. Tabi bazen üstünde haç olan zırh giymiş bir haçlı askerinin Türkçe konuşmasını görmezden geliyoruz.(bir gün herkes Türkçe konuşacak)

Diğer açıdan oyunun atmosferine göre uyarlandırılmış sesler mükemmel. Dövüş sahneleri olsun insanların verdiği tepkiler olsun oyun bu konuda gerekeni fazlasıyla veriyor oyuncuya.

Arayüz ve menülerde Animus’un kullanılması hoş olmuş. Menüler kolay ve kullanışlı. Harita’yı kullanmak kolay. Konunun anlatıldığı ara sinematikler çok başarılı. Bu sinematikler sırasında kontrolun hala sizde olması güzel düşünülmüş. Kontrolun sizde olmadığı zamanlarda ise tuşlara basarak değişik kamera açıları ile o anki sinematiği izleyebiliyorsunuz. Buda güzel bir fikir. Ama sinematiklerin geçilememesi oyunu tekrar oynayan oyuncular için sıkıcı olabilir. Alt yazı olmamasıda bir eksi puan olarak görülebilir.

Genel olarak bakarsak Assassin’s Creed beklentileri karşılayan ve beklediğimize değen bir oyun. Bir suikastçi’nin yapabildiği her şeyi size yapabilme imkanı sunması, kendinizi tarihte yaşamış gibi hissettirmesi ve muhteşem konusu ile insan kendine bağlıyan bir oyun. Oynanabilirliği çok çok iyi ve her kesimden oyuncunun anlıyabileceği düzeyde. Grafiklerden zaten bahstemeye gerek yok. Şehir içinde özgürce dolabildiğiniz içinde sadece görev yapmak zorunda değilsiniz. Kısacası sırf atmosferi yüzünden bile assassin’s creed her playstation 3 sahibi oyuncunun mutlaka oynaması ve arşivine alması gereken bir oyun.

Artılar : Muhteşem atmosfer, oynanabilirlik,mükemmel grafikler,güzel konu

Eksiler : Görevler çok kendini tekrar ediyor,dövüş sistemi tekrarlara dayalı

Grafik : 94
Ses : 90
Oynanabilirlik : 92
Oyun süresi : 80
Eğlence : 92
Genel : 90

Melih “raistlin” Koldemir
__________________


raistlin isimli Üye şuanda online konumundadır   Alıntı ile Cevapla