|
Motorstorm Pacific Rift demo oyun incelemesi
Kızgın kumlardan, derin okyanuslara ;
MOTORSTORM
PACIFIC RIFT
DEMO
Hızla giden minimum 2 maksimum 4 tekerin üstünde rüzgarı hissetmek. Tepeleri, tümsekleri aşıp, çamur, kum dinlemeden alabildiğince kendini yola vermek. Ucunda tüm insanlığın ortak korkusu ölüm bile olsa, yerden 15 metre yükseğe çıkıp utanmadan o yükseklikte hareketler yapmak. Nedir bu insanların derdi? Sadece ilgi çekmek mi? Hiç sanmıyorum. Hepsi böbrek üstü bezlerimizden salgılanan, tabiattaki görevi organizmayı acil harekete hazırlamak olan bir hormona bağımlılar. Adrenalin hormonuna (biyoloji dersi bitti, birazdan fiziğe geçiyoruz)
Ben şahsen bu tarz eğlenceli manyaklıklar yapmaya pek hevesli bir insan değilim. Hatta bu tarz konularda tembel’im. Uğraşamam öyle motorun tepesine çık, dağ tepe uç, yere sağlam in falan. Küçükken babam bana bisiklete binmeyi zor öğretti. Binmezdim çünkü üşenirdim (kim pedal çevirecek o kadar) şimdi aynı durum araba için söz konusu. Millet arabalar için yanıp tutuşur. Saatlerce anlatır. Şahsen öz abim saatlerce zaman geçirebilir arabasıyla. Benim aklıma ise “üff şimdi işn yoksa debriyajdan ayağı çek, gaza yüklen, ulan bide ikide bir vites attırmak var! Taksi yok mu taksi? He iett durağı süper” diye geçiririm. Dedim ya öyle dağlardan taşlardan atla, uç falan. Hem ne gerek var ki? Zaten oturduğum yerden motorstorm ile bunları yapabilecekken!
Qore gibi yanıyorum …
Motorstorm ps3’de ilk oyunum olduğu için bende özel bir yeri vardır. Gerçi biz konsolu aldığımızda piyasadaki az oyunların arasından “2 kişilik bir oyun olsun” diyerek seçmiştik motorstorm’u. (sonrada eve gelip 2 kişilik modu olmadığını görünce bön bön birbirimize bakmıştık. O zamandan beri cd arkalarını daha ciddi okurum) ama olsun yinede özel sayılır benim için. Next gen grafiği ilk piyasa gösteren 2 oyundan biri olma özelliğini de taşır ilk motorstorm oyunu. Bu başarılı oyunun 2.nin yapılması da kaçınılmazdı zaten. Ki yaptılar. Hatta demo bile yayınladılar. (terbiyesizler)
Şimdi aranızda “yahu bu oyunun demosu daha psn’e gelmedi ki” diyenler olacaktır hemen onlar için nasıl oluyor da ben motorstorm pacific rift’i (bundan sonra kısaca mpr diyeceğiz) oynayıp birde utanmadan inceleme yazabiliyorum açıklayayım. Bildiğiniz üzere muhteşem sony’nin (yalakalıkta son nokta) en az kendisi kadar muhteşemolan olan qore (pardon son nokta buymuş) isimli bir uygulaması bulunmakta. İşte ben, yani bu tarz yeniliklere sazan gibi atlamayı kendine görev edinen insan (ben) bu qore uygulamasına da üye oldum. Qore’ aylık olarak yayınlanan bir çeşit video dergi gibi bir şey ve her ay üyelerine süprizler hazırlıyor. Geçen aykı süprizi resistance 2 beta uygulamasıydı (henüz kullanıma açılmadı ama beta açılır açılmaz qore üyeleri çekilişsiz kurasız beta sürümü deneyebilecekler) Bu ayki süprizi ise merakla beklenen motorstorm’un 2. oyununun demosu oldu.(sanırım haftaya psn’ede gelecek) Bende size oynayıp yazmayı görev bildim (sony’e çaktırmayın) Bakalım neler gördüm geçirdim.
Uçtu uçtu..
Aslında bu tarz demolarda en büyük sıkıntı yazacak fazla bir şeyinizin olmamasıdır. Çünkü genelde 1 pist ve en fazla 2-3 araç seçeneğiniz olur. Ne oyu hakkında adam akıllı fikir edinebilirsiniz, nede gördüğünüz birazcık şeyi yazıya dökebilirsiniz. Ben buna bir çözüm yolu buldum. Size önce motorstorm’un ilk oyunun incelemesini yazacağım (oha!) Yok durun bu olmadı. En iyisi sadece ilk oyunun hem iyi (+ işaretli olanlar) hem de kötü (- işaretli olanlar) yanlarından bahsedelim. Ve hemen altında 2. oyunun demosunun bunlara ne kadar çözüm getirdiğine bakalım. Ve bu artıları veya eksileri neye çevirdiklerinide görelim (2. parantez içindeki + veya – işaretleri ikinci oyun için geçerli.
Grafik (+) (+) :Cidden iyi oyundu motorstorm. Eğlenceli ve farklıydı. Özellikle grafikleri bizi mest etmeye yetmişti. Muhteşem manzaralarının yanı sıra, ışık efektleri ve yansımalar, araç modellemeleri, hasar modellemeleri hepsi oldukça iyiydi.
2. oyun ise bu konuda ciddi adımlar atmış. Geçen hafta çıkan pure demo’sundan sonra kendi kendime “motorstorm’un işi zor” demiştim. Halt etmişim. Sanırım bir manzara resmi alsanız ancak bu kadar güzel bir grafik görebilirsiniz. Hele işin içine eşsiz Pasifik güzelliği de girince inanılmaz görüntüler çıkmış. Işıklandırmalar arttırılmış. Yansımalar hatasız. Çevre, ve kaplamalar kusursuz gibi. Modellemeler çok iyi. Bu grafiği beğenmemek mümkün değil.
Hız (+) (+) : 3 yarıştan sonra başımın döndüğünü bilirim ilk oyunda. Yarışın başladığı ilk andan itibaren kendinizi adeta bir girdabın içinde bulurdunuz. Ve bu çok eğlenceli idi.
Mpr de aynı hız konusu devam ettirmekte. Hızdan başınızı bir saniye olsun kaldıramıyorsunuz bile. Kararlarınız çok ani olmalı yoksa kendinizi en yakın ağaç kovuğunda uzanmış yatarken görebiliyorsunuz. Üstelik bu hız, bu grafiğe rağmen en ufak frame rate düşmesi olmadan ekranda. Niceee… (ne ki şimdi bu?)
Araç çeşitliliği (+) (+) : Sanırım 5 ayrı sınıftan onlarca model seçebiliyorduk. 2 tekerlekli motorlardan tutunda, tır’lara kadar her çeşit araç yarış pistine çıkabiliyordu.
Şimdi bu araçlara bir devasa monster truck’ları ekleyin. Evet bildiniz. Artık daha çok aracı patlatabileceğiz.
Kalabalık yarış (+) (-) : 16 değişik aracın acımasızca ve birbirine girerek daracık yollarda yarıştığı o yarışları kim unutabilir ki. Ben değil.
Yapımcılarda unutamamış olacak ki aynen sürmekte bu özellik. Ama keşke sayı biraz daha artsaymış. Artmadığı için ben buna eksi vereceğim çünkü gelişme yok. Gerçi gelen bilgiler 60 kişilik online olacağı yönünde. Bakalım…
Tek düzelik (-) (-) : İşte ilk oyunun en ciddi problemi. Evet süper oyundu, evet çok zevkliydi. Ama bir oyunda sürekli aynı şeyleri yapıp benzer yerlerde yarıştığınız zaman sıkılmamanız mümkün değil.
Mpr’de ise bu sorunun kaldırıldığına yada kaldırılacağına dair en ufak bir işaret yok. Evet hala süper, evet hala zevkli. Ama nedense demo’yu açtığımda hala 2-3 yarıştan sonra kapatıyorum. Çünkü yarış içerisinde hep benzer şeyler oluyor. Tekdüze’lik kırılamamış gibi geldi bana.
Multiplayer split screen mod (-) (+) : yukarıda da anlatmıştım. Bir yarış oyunu alıyorsunuz ve eve geldiğinizde görüyorsunuz ki aynı tv’de ekranı bölüp arkadaşınızla oynayamıyorsunuz! Gerçekten inanılmaz bir eksiklikti bu. Ben hala inanamıyorum.
Yapımcılarda kendilerine inanamamışlar gibi. Artık aynı ekranda 2 kişi oynayabiliyoruz. Hatta demoda bile.
Menüler (-) (+) : Siyah üzerinde sarı ile yazılmış dümdüz bir menü. Üstelik geçişleri yavaş. Hayır hiç sevmemiştim ilk oyunun menülerini.
Beyaz üzerine canlı renkler ve resmi bol menüler. Hızlı ve kullanışlı. Evet. Bunu sevdim…
Toz toprak…
Biraz daha bahsedelim demo’dan. Bu sefer vaat edilenler üzerinden gidelim. Kontroller zaten ilk oyunun aynısı olduğu için sorun yaşamıyorsunuz. Alıştığınız motorstorm yapısı aynen oyunda mevcut. Yine çok eğlenceli yarışlar çıkıyor. Pasifik kıyılarında yarıştığınızı hissettiriyor oyun size. Grafikleri çok iyi. Yapımcıların bahsettiği derin suya girip çıkamama, çamura saplanma gibi olaylar demoda yok (yada ben denk gelmedim) yine aynı şekilde ağır araçların platformları devirmesi ve yolda kalması olayınada rastlamadım. monster truck’larla yarışmak ayrı bir zevk. Yavaş olmalarına rağmen her türlü aracı ezip geçmek çok eğlenceli oluyor. Ekranınıza sıçrayan toz efekti arttırılmış ve geliştirilmiş.
Ama bunların dışında ne gibi güzel şeyler gördün derseniz sorularınızı cevapsız bırakacağım.
Sonuç olarak motorstorm pacific rift bana “bu oyunu kesin alıcam” gibi bir cümle sarf ettiremedi demosuyla. Çünkü kendi kendime soruyorum “bu oyunun ilk oyundan farkı ne” şeklinde. Verebildiğim tek cevap monster truck’lar ve split screen mod oluyor. Ama asla ve asla demodan bir yargıya kapılmamak gerek. Çünkü yapımcıların vaad ettiği şeyler (60 kişilik online mod, gerçek fiziki çevre özellikleri, geliştirilmiş kariyer modu vs.) ciddiye alınması gereken sözler.
Çektik salımızı Pasifik kıyılarına elimizde olta bekliyoruz.
Belki ucuna büyük bir oyun takılır ne dersiniz?
Melih “ raistlin” Koldemir
__________________
|