|
Fim oyun-oyun film?!?
Tek kelime ile muhteşem bir video ile başlıyor oyunumuz. David hayter’ın o akıl almaz sesi ile dünyayı içine alan sürecin ne olduğu, nasıl olduğu çok trajik ve duygusal bir biçimde anlatılıyor. Zaten mgs’nin en can alıcı noktası bu. Sinematik yaşanan her an sizi oyuna bağlıyor ve hiçbir video’yu geçemiyorsunuz. Sizi ortama anında adapte etmesi ise bambaşka bir durum. Her şeyden önce bundan bahsedilmesi şart bence. Mgs’nin sıradan bir “oyun” olmadığının en büyük göstergesi.
Çoğu oyun incelememde bu bölüme geldiğimde grafiklerden bahsederim. Şimdi yine bahsetmem gerekiyor. Ama inanın şu an beynim deli gibi dönmesine rağmen ekranımda gördüklerimi size anlatacak kelime bulamıyorum.(hayır ilkokuldan terk değilim) Ps3 kullanıcıları olarak hep bize vaat edilen grafikleri bulamadığımızdan şikayet ettik. Çok iddialı yapımlar bile bizi pek fazla tatmin etmedi. Şu ana kadar herkesin ortak olarak “en iyi grafik” dediği oyun uncharted. Ve inanın uncharted grafikleri mgs 4’ün yanında çizgi film gibi kalıyor. Her bir ayrıntı her bir efekt özel düşünülmüş ve tasarlanmış. Snake’in üzerindeki her bir detay inanılmaz işlenmiş. İzlediğiniz videodan oyuna geçince en ufak bir grafik kaybı yok. Ve “işte yeni nesil bu olsa gerek “ dedirtiyor insana. Frame rate inanılmaz. Yansımalar sanki birebir gerçeğinin yansıması. Duman efektlweri olsun, sallanan saçlar olsun, giysiler üzerindeki deforme olsun her biri insanı mest etmeye yetiyor. İlk ekranı açtığımda bir süre tepki veremediğimi hatırlıyorum. Zaten ilk ekranda adeta bunun için yapılmış. Kısıtlı bir alanda sağa sola gidebiliyorsunuz sadece ilerideki kamyonun altından sürünerek dışarı çıktığınızda yine bir video giriyor. İşte o kısacık alanı ağzım açık dolaştığımı hatırlıyorum en son. Gerçekten bekliyordum ama bu kadarını değil.
Size grafiklerin muhteşemliğini birde teknik olarak açıklamak istiyorum. Şöyleki ps2’deki metal gear solid 3’te kontrol ettiğimiz snake’i oluşturan poligon sayısı,ps3’te metal gear 4’teki kontrol ettiğimiz old snake’in sadece bıyığında bulunan poligon sayısı ile eşit! Ağzınızı kapatında yazıya devam edelim…
Grafiklerden gözünü almayı başarıp biraz oyuna odaklanmaya çalıştığınızda bu seferde sesler sizi hayrete düşürüyor. Eğer 5+1 ses sisteminiz veya txt surround ses sistemine sahip bir tv’niz varsa şölene hazırlanın. Şu ana kadar bir oyunda işitebileceğimiz en gerçekçi ve tok sesler var karşımızda. Silah sesleri birebir oyuna aktarılmış. Hatta seken kurşun seslerinin yansıması ve ilk tepkisi bile mevcut. Patlama efektleri şahane. Etrafta karmaşanın içinde bağıran, çağıran, savaşan her bir askerin sesini ayrı ayrı seçebiliyoruz. Bunların yanında her bir ana veya yan karakteri ayrı bir dublaj sanatçısının birebir seslendirmesi kaliteyi maksimuma çıkartmış. İki karakter konuşurken yaşanan duygu geçişlerini hissetmemeniz mümkün değil. Aslına bakarsanız bütün oyuna old snake’in o çatlak ama mağrur sesi bile yetiyor. Gerçekten sesler konusunda harika bir iş çıkartılmış.
Oyun fiziğide grafiklerle eşdeğer gitmekte. Snake’in ve diğer karakterlerin modellemelerinde en ufak bir mantıksızlık yok. Yaptıkları hareketler fiziğe uygun ve kurşun yediklerinde mantıklı tepkiler veriyorlar. Etrafta bulunan hemen hemen her şey ile tepkimeye girebiliyorsunuz. Bu sizi bazen sıkıntıya sokan bir ayrıntı aynı zamanda. Mesela gizli gizli bir düşmanın arkasından sürünürken yerde duran bir kola kutusuna çarparsanız asker hemen arkasına dönerek sizi görebiliyor.(sonrası malum bir dizi 8 mm kurşunla akrabalık)
Yapay zeka oldukça iyi diyebiliriz. Otcocamo sayesinde askerler çoğunlukla sizi göremiyorlar. Genellikle duydukları seslere veya olağan dışı şeylere tepki veriyorlar. Mesela bir ses duyduklarında “huh? Bir şey duydum sanki?” diyerek araştırmaya gelebiliyorlar. Veya yanındaki askeri “bir şey duydunmu?” diye uyarıyorlar. Eğer iyi gizlenmeyi başarabilirseniz “sadece hayal gücümmüş” diyip geri dönebiliyorlar. Tabii yakalarsa sizi hemen destek kuvvet çağırmaktan geri kalmıyor. eğer çağıramadan indirirseniz her hangi bir alarm verdirmeden yolunuza dikkat edebiliyorsunuz. Oyunun diğer kısımlarına dediğim gibi bu bölümüne mükemmel diyemememin sebebi düşman askerlerini kandırmakta o kadarda zorlanmamamız. Gerçi bu zorluk derecesine göre değişiyor. Ama yinede bazen askerler can sıkıcı hareketler yapabiliyorlar. Bunun harici karşınıza gelen nanoteknoloji harikası askerlerin seviyeleri arttıkça yetenekleri de artıyor ve sizi daha çok zorluyorlar.
Oynanabilirliğe değinelim biraz. Bildiğiniz gibi mgs bir gizlilik oyunu. Basitçe anlatırsak esas amaç etrafta olan bitenden uzak bir biçimde gizlice görev yerinize ulaşmak ve size verilen görevleri yapmak. Eğer bir şekilde yakalanırsanız o anda sizi gören kişiyi halledip alarm durumu geçene kadar (3 kademe var alarm,evasion ve caution) yine saklanmak ve yola devam etmelisiniz. Tabiî ki isterseniz ortalığı dağıta dağıta ilerleyip görevlerinizi yapabilirsiniz ama bu hem oyunun amacından çıkmak hemde bütün eğlenceyi kaçırmak demektir.
Kontroller eski mgs serisiyle birebir aynı. Bu yüzden eski serileri oynayanlar çok fazla zorluk çekmeyeceklerdir. Tek farklılık gelişen oyun yapısı sebebiyle değişik yerlerde değişik tuş seçimleri belirebiliyor. Oyunda select tuşuna basarak o anki kontrolleri görebiliyoruz. Üçgen tuşu aksiyon tuşumuz. Bu tuşla duvarlara tırmanabilmenin yanında herhangi bir nesnenin arkasında siper alabiliyoruz. Bu siper olayında zaman zaman sıkıntılar doğabiliyor. Siz siper aldığınız zannettiğiniz bir anda bazen siperde olmayabiliyorsunuz. Bu ufak hata çok önemli olmasada bazen hayati sonuçlara yol açabiliyor.
Genel olarak kontroller rahat ve kullanışlı. Oyun yapısı zaten oyuncuyu zorlamaktan çok eğlenmesine yönelik tasarlanmış. CQC sistemi (counter close combat) diğer serilere göre oldukça geliştirilmiş ve oyun içinde çok daha önemli bir hale getirilmiş. Oyun içinde CQC üstünde ustalaşmak oyundan çok daha fazla zevk almanıza sebep olabiliyor. Aslına bakarsanız oyun mantığı bunun üzerine kurulmuş.
I’m no hero. Never was…
CQC'ya (bir parti kurarsam adı kesinlikle bu olacak) yardımcı olacak bir yenilik var oyunda. Üstümüzdeki kamufulajlar artık tek renk değil. Kadim yoldaşımız dr. Otacon’un tasarımı olan “otcocamo” temasta bulunduğunuz yüzeyin rengini ve desenini alarak size yüksek kamufulaj sağlıyor. Örneğin çim bir alana yattığınızda camo yeşil rengi alarak size inanılmaz bir kamufule sağlayabiliyor. Kamufulaj oranınızı sol üst köşede sayılar halinde görebiliyorsunuz. 0’dan yüze kadar olan bu sayılarda 100 haliyle en iyi oran. (çok zekiyiz) oyunun başlarında kafamızaçıkta olduğu için 85 ve yukarısı bir sayıya ulaşmamız mümkün değil. Ama ileride raiden’dan aldığımız otco camo başlığı ile 99 oranına ulaşmak mümkün (henüz 100’ü görmedim ben şahsen) Otco camo siz yara aldıkça etkisini azaltıyor. Bu durumda etraftan topladığımız Arsenal compress itemleri onu düzeltmekte oldukça yararlı oluyor.
Bir diğer oynanışa etki eden ve bahsedilmesi gereken yenilikte snake eye. Yine dr. Otacon’un tasarımı olan bu sistem bir göz bandı şeklinde. Etrafımızı ısı, ışık ve ses yardımıyla taramaya yarayan bu sistem gerçekten çok yararlı. Yakınınızdaki düşmanların size olan uzaklaığını ve yerini bir radar gibi taramasının yanında, etraftaki objeleri tarayarak size bilgi veriyor. Ayrıca düşmanlarınızın konumuna göre sağlık ve statü bilgisini de size yansıtıyor. Yeri geldiğinde kızıl ötesi görüntü sayesinde gece görüşü sağlamasının yanı sıra, ayak izlerini göstererek izcilik yapmanızı sağlıyor. Ve son olarak ta 3. moduna alarak bir dürbün olarak kullanabiliyorsunuz. Tabiî ki her güzel şeyin olduğu gibi snake eye’ında bir kötülüğü var. oda çok ses çıkarması ve şarzının bitmesi. Şarzı bittiğinde biraz dinlenmeye bırakmanız gerekli. Gerçekten inanılmaz bir fikir ve uygulama snake eye.
Oyuna birebir etkisi olan bir yenilikte stres seviyesi. Snake’in yaşadığı olaylara göre morali yükselip düşebiliyor veya bulunduğu ortama göre stres yaşayabiliyor. Eğer çok fazla moral bozukluğu veya stres yaşarsa elleri titremeye başlıyor, hisleri ve tepkileri yavaşlıyor. Bu oranı yine ekranın sol üst köşesindeki “stres meter” dan takip edebiliyorsunuz. Stres’i azaltmak için etraftan toplayacağınız ilaçları kullanabilir veya bir dergi açıp okuyabiliyorsunuz. Veya ileride sizin “kişisel piskoloğunuz” olacak spriz birinden psikolojik destek alabiliyorsunuz.
Bir diğer yenilik ise snake’in etrafında bulunan tehlike çemberi. Normal anlarda beyaz renkli olan bu çember, etrafınızda tehlike arzeden bir durum olduğunda rengi önce sarıya adönüyor ve sizi uyarıyor. Alarm verdirdiğiniz veya çatışmalara girdiğiniz durumlarda bu çember kırmızıya dönüyor. Oldukça kullanışlı.
Bir diğer yenilik yine mucize doktor otacon’dan geliyor. Mk II adını verdiği ve yeğeni sonny ile geliştirdiği ufak bir robot emrimize amade durumda. Mk II tasarımı ilk oyundaki metal gear ile birebir aynı. Bu robot sayesinde ulaşamadığımız yerlere ulaşabilir, nesneleri toplayabilir ve hatta elektrik vererek düşmanlarımızı etkisiz hale getirebiliriz. Üstelik muteşem bir şekilde kamufule olup görünmez olabiliyor bu küçük şey. Gerçekten kullanması oldukça zevkli ve kullanışlı bir icat olmuş. Oyuna renk katmış. Mk II ninde enerjisi sınırlı ve snake eye ile aynı pili kullanıyorlar (ne alaka ise?)
__________________
|