|
Metal Gear Solid 4 : The Guns Of The Patriots oyun incelemesi
Kojima’nın önünde eğilin ;
METAL GEAR SOLİD 4
THE GUNS OF THE PATRİOTS
“Savaş değişti.
Artık ne politika, ne toprak kavgası ne de adı olmayan sorunların çözümü için yapılıyor.
Artık sadece insan hırsının sonu gelmez hezeyanları başrolde.
Ne yaparsan yap nereye gidersen git karşına çıkıyor.
Ama hala umut var.
Eski ama en azından hayatta olan bir umut.
Eskiden kahraman olan bir umut.
Ve kahraman bu savaşın ortasında tek başına dikilmek zorunda.”
Efsane olmak zordur. İnsanlar her şeye ön yargılı ve eleştirici bakarlar. Her şeyi mükemmel yapsanız dahi sizi eleştirecek bir nokta bulurlar. Onun için her şeyi doğru ve bir arada yaparsanız efsane olursunuz. Ama efsane olduktan sonra o kalıbı korumak daha da zordur. Çünkü bu sefer rakibiniz kendinizsinizdir ve bu dünyada daha zor bir şey varsa oda insanın kendisini aşmasıdır. Ama bazıları için (hideo kojima gibi) bu hiç de zor olmuyor.
Şimdi telefonu elinize alın. Aileniz ve arkadaşlarınızı teker teker arayarak onlarla vedalaşın ve uzun bir süre görüşemeyeceğinizi söyleyin. Ardından işyerinizi arayın ve patronunuza işi bıraktığınızı söyleyin veya birkaç aylık izin koparmaya çalışın. Sevgilinizi arayın. Ona ilişkinize bir süre ara vermeniz gerektiğini anlatın. Eğer sizden ayrılırsa itiraz etmeden kabul edin. Sonra markete gidin. Uzun süre dayanıklı , uğraştırmadan yenilecek yiyecek ve içeceklerden bolca alın. Eve gelin. Aldıklarınızı buzdolabına tıkın itinayla. Sonra dolabı fişinden çekerek odanıza taşıyın. Su, sigara vs. temel ihtiyaçları yakınıza alın. Odanızı yeterince ışıklandırın. Camı hafifçe aralayın ki içinde kaldığınız uzun süre boyunca oksijen ihtiyacınızda bir sıkıntı yaşanmasın. Kapıyı kilitleyin ve cep telefonunuzu kapatın.
Çünkü efsane geri geldi…
No place to hideo!
Sanırım oyun dünyası ile birazcık geçmişi olan bir kişinin metal gear efsanesini bilmemesine imkan yoktur. İlk olarak 1987 yılında MSX2 platformunda çıkan mgs,esas patlamayı 1998 yılında ileride adının özleştirileceği konsol olan playstation ile yaptı. En başta muhteşem konusu olmakla birlikte, efsane sahneleri (wolf ile kapışmayı kim unutabilir), değişik oyun yapısı, senaryoyu etkileyen seçimleri oyuncunun yapması, rahat oynanabilirliği ve beklide en önemlisi oyun içi çok değişik şeyler sunması (mesela beyin okuyan pyscomentis ile karşılaştığınız bölümde joystikc’i 1 numaralı slottan çıkarıp 2 numaralı slot’a takıyordunuz ve mentis beyninizi okuyamıyordu)
Ardından ps2 ile birlikte metal gear solid 2 sons of liberty geldi. (ara oyunları saymıyorum tabi) Çizgisi bozmadan aksine ilk oyunun üzerine katarak artık mgs “konsol aldıran oyun” sıfatını hak etmeye başlamıştı. Her bir haberi, ayrıntısı 4 gözle beklenir ve araştırılır oldu. Mgs ile birlikte yapımcı hideo kojimada büyüdü ve efsaneleşti. Artık kendine ait bir taraftar kitlesi ve hatta fan siteleri bile vardı.
Ps2’nin son zamanlarında efsane 3. kez yüz gösterdi. Metal gear solid 3 : the sneak eater yine muhteşemdi. Çok koyu fanları bazı ufak ve oyunu gerçeğe yaklaştıran yapısını eleştirse de hayran kitlesi giderek büyüdü ve ps2 nin son sezonunda bile büyük satış rakamlarına ulaşmasında baş rol oynadı.
Şimdi bizi esas ilgilendiren yere geldik. Artık ps2 bizim için kırık bir hatıra. Hüzünlü gözlerle yüzüne baktığımız eski imparatorumuz.(evet çok aradım bu tanımı kendi içimde) Yeni prensimiz ps3 ise babasından tacı artık tamamen aldı ve krallığını ilan etmek için sadece şövalyelerini bekler duruma geldi. Ve en büyük şövalyesi sonunda aramızda. Metal gear solid 4 : Guns of the patriots…
Sanırım ps3’ün ilk çıktığı günden beri videolarını izliyoruz. (ben izliyorum) Özellikle kojima’nın “bu son metal gear” açıklamasının ve snake’in ağzına silah dayadığını gördüğümüz videonun ardından çok daha merak ederek beklemeye başlamıştık. (ben başladım) Tam 2 sene 2 ay geçmiş yapımın duyurulmasından beri. Oldukça uzun bir süre. Beklide bu yüzden, snake’in yaşlanmış yüzünün yakın profil resmi olan cd’yi elime aldığımda aptal aptal gülümsemişimdir.( ben ap.. dur bunu demeyecektim) Ama hiçbir duygu o cd’yi konsola takarken hissettiğim heyecanı anlatmaya yetmez emin olun.
The older snake, but never old…
Snake son görevinin yarattığı karmaşa ve bilinmezliği arkasında bırakarak ve kayıplarını kabul ederek (mgs 2’deki “big shell” vakası) inzivaya çekilmiştir. Geçirdiği klonlanmalar yüzünden snake’in vücudu “hızlı yaşlanma” sürecine girmiş ve sürekli olarak defarmosyana uğramış dır.
2014 yılının son zamanlarında snake bu durumdayken dünyanında geçirdiği değişim inanılmazdır. Artık aklınıza gelebilecek her şey özel şirketler aracılığı ile sunulmakta ve onlar tarafından kontrol edilmektedir. Buna askeri savunmada dahil olması ile birlikte dünya yepyeni bir kaos ortamına sürüklenir.PMC adı verilen özel askeri şirketler çoğalmıştır ve artık savaşlar bu özel şirketlerin provokasyonu ile bir anda ortaya çıkmaktadır. Öyle ki artık 2 sıradan insanın birbirinden nefret etmesi bile bir ülkede savaş çıkartabilmektedir. Yeterki o 2 insanın parası olsun.
PMC’ler ise dünyaya hakim olmanın yolunun artık teknolojiden geçmekte olduğunu anlamış ve büyük güç elde edebilmek için “nanoteknoloji” adı verilen bir teknoloji geliştirmişlerdir. Bu teknoloji sayesinde herhangi bir maddenin atomik yapısına biyolojik, mekanik ve kimyasal müdahaleler yapmak mümkün olmaktadır. Bu teknoloji sayesinde sıradan bir insanı garip görünüşlü süper askerlere çevirebileceğiniz gibi, sıfırdan nanoteknoloji (çok zor bunu yazması yahu) sayesinde üretilmiş robot savaşçılar yapmakta mümkündür. İşte bu teknolojiyi bulan ve hali hazırda koruyan grubun adı SOP (sons of the patriots) dır. Ve şirketler bu gücü ele geçirmek için birbirleriyle kıyasıya savaşmaktadırlar. İşte savaş alanındaki en büyük savaş bunun içindir.
Snake ise çekildiği inzivadan bu karmaşaya, büyük savaşın içinde olan 5 şirketin gizli kapaklı bir biçimde bağlı olduğu “outer haven” isimli şirketin başında “liquid ocelot”’un olduğunu öğrenmesi ile dahil olur. Kamuoyunda ayrı ayrı gözüken ve mücadele eden bu 5 şirket aslında ortaktır ve birbirleri ile savaşarak liquid için istediği karmaşa ortamını yaratmak dadırlar. Böylece abd’ye karşı bir isyan başlatılabilecek ve liquid SOP’u kontrol altında tutarak istediği güce ulaşacaktır. Tabii ki snake hesapta yoktur…
Gördüğünüz gibi hideo ağabeymiz (samimiyet güzel şey) yine senaryo konusunda döktürmüş durumda. Bu konun sadece başlangıcı. Her oyunda olduğu gibi konu dallanıyor budaklanıyor ve olmadık süprizler çıkarıyor karşımıza.
Oyunumuz açılışta hard diskinize yükleme yapmak için sizden 4 gb bir yer istiyor. Artık alışılmış bir şey oldu bu ps3 oyunlarında. Haze gibi bir oyun 5 gb yer istiyorsa mgs için 4 gb şaşırmamk lazım. Ama şu var her act başında yapılan yüklemeler sanki birazcık abartı olmuş gibi.
Yükleme ekranında kahramanımız snake yaşlanmış bir biçimde ekranımızda yanından hiç ayırmadığı sigarasını içerken gözüküyor. Muhteşem grafiklere ilk olarak burada tanık oluyoruz ama buna daha sonra değineceğiz. Yaklaşık 7-8 dakikalık yükleme süresi boyunca ekrandan uyarılar ve ipuçları geçiyor. Oyalanmak için iyi bir yöntem. Yükleme süresinin ardından kısa videolar eşliğinde oyu menüsüne ulaşıyoruz. Arka planda snake bir mezarın başında elinde sigarası ile gözüküyor. (tahmin edin kimin mezarı) Bu sahnenin ilerisinde snake’in yine ağzına silah dayadığını görüyoruz ama sahne gene kesiliyor.
Artık oyunumuzdan bahsedelim. New game diyip 4 zorluk derecesinden birini seçiyoruz. Her bir zorluk derecesi için oyun öncesi farklı bir eğlencelik video yapılmış. Mesela 2. normal zorluk derecesini seçtiğinizde david hayter ile yapılan gizemli bir röpörtaja tanık oluyoruz. Hatta burada oyun içinde en sık kullandığımız alet olan “snaek eye” ın gerçek tasarımını görebiliriz.
__________________
|