Tekil Mesaj gösterimi
Alt 03-24-2008, 14:26   #1 (permalink)
raistlin
Administrator
 
raistlin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Bulunduğu yer: dragon realms...
TAKIM TARAFTAR : GALATASARAY
PSN NETWORK : koldemir
FİFA TAKIM : raistlin
PES TAKIM : milan
BİOGRAFİ : .....
DOĞUM TARİHİ : 13.08.1983
Mesajlar: 22.421


Tom Clancy's Rainbow Six : Las Vegas 2 oyun incelemesi

Gök kuşağında 6’lı olurmu:

TOM CLANCY’S RAİNBOW SİX : LAS VEGAS 2

Tom Clancy. Bir amerikan faşisti. Uluslararası terörizm / counter-terörizm konusunda olduğu kadar, yeni ve teknolojik askeri oyuncaklar ve taktikler konusunda devasa bilgiye sahip, öğlen yemeklerini çeşitli ülkelerden muhtelif generaller ve genelkurmay başkanları ile yemek gibi kötü bir alışkanlığa haiz savaş romanları yazarı. Aynı zamanda eski swat emeklisi bir asker. Ve bu avantajını kullanarak inanılmaz taktik savaş romanları yazıyor.(bir kitabının 900 sayfayı bulduğu bile bilinir. Manyak yani anlıyacağınız.)

İşte bu yazarın en ünlü kitaplarından biride rainbow six.yani Türkçesi ile gökkuşağı altı. Rainbow isimli bütün nato ülkelerinde ve diğer hükümetler izin verdiği takdirde başka ülkelerdede faaliyet gösterebilen anti-terörist birimi’nin zaman zaman duygusal, zaman zaman acıtan, (ne diyorum ben ya) ama çoğu zaman amerikan soyunu öven maceralarını anlatan inanılmaz bir kitap. Rainbow six ise bu anti-terör biriminin insan üstü yetenekli komutanın kod adı.

Ubisoft’un 1997 yılında Tom ağabeymizle (samimiyizdir biz) yaptığı antlaşma sonucu kitaplarını oyunlara çevirmeye başlaması, oyun dünyasınında yeni bir tarz kazanmasına neden oldu. Bu tarzın adı tactical first person shooter olarak piyasada yer etti. Swat gibi başarılı rakiplerine rağmen rainbow six serisi gerçekçi oyun yapısı, oyun içinde adamlarınız ile sizi bağlayan hikayesi ve gerçekten bir timi yönetiyormuşsunuz hissini tam olarak yaşatması ile rakiplerine ezici bir üstünlük kurdı. Arada nispeten kötü oyunlar çıkarsada (her güzelin kusur vardır. Charlize teron hariç) RS her zaman belli bir standartı yakalıyarak hem pc’de hemde konsolda her zaman kendine yer edinmeyi başardı.

Ps3’tede ülkemizde belli bir kesim harici (sakın sormayın nerde o kesim diye) pek bilinmesede next-gen’de ilk oyunu olan rainbow six : las vegas otoritelerden (seviyorum bu lafı nedense) oldukça yüksek oylar aldı ve online modları ile oyuncuların gözdesi oldu. Bu başarıyı gören ubisoft Montreal yetkililerinin 2. oyunu çıkarmaması düşünülemezdi zaten. (para para para! Biri napolyonmu dedi?)

Kumar ve terör…

Las vegas’a geri dönüyoruz. Dünyanın en pahalı ve en renkli şehirleri arasında bulunan bu yerin terörist timlerininde gözdesi olması kaçınılmaz. Ama amerikanın rainbow’u var. (olmadı bu)

Oyunu açtığınızda uzuuuun bir hard disk’e kayıt süreci ile karşılaşıyorsunuz. Hatta tavsiyem bırakın o yüklesin siz gidin tv falan izleyin. Bu uzun yükleme oyun içindeki yükleme sürelerini kısaltsada gerçekten biraz abartmışlar sanki. 15 dakika falan bekledim sanırım. Ama sonunda oyuna girdik. Ve hemen bir karakter yaratmamız isteniyor bizden. Online olsun offline olsun her yerde bu karakterimizi kullanacağız. Ve eğer playstation eye kameranız varsa gelecek nesile hoş geldiniz. Kamera sayesinde oyun sizin önden ve yandan resminizi alıp size bir yüz yaratıyor (bu kısımdada bir 10-15 dakika bekliyorsunuz.) Sonuç mükemmel. Gerçekten bu kadar iyisini beklemiyordum. Birerbir yüzünüzün aynısı yapıyor oyun. Kesinlikle beklemeye değer.
Yüzünüzü ayarladıktan sonra adamınızın ne giyeceğine karar verip menüye geliyorsunuz. My character kısmından yine kendi karakterinizi düzenleyebilir ve oyun boyunca kazandığınız ödülleri kullanabilirsiniz. Gerçi bunun için menüye dönmenize gerek yok oyun devam ederkende belirli noktalardan bu işlemi yapmanıza izin veriliyor.

Oyundan bahsedelim direk. İlk oyuna pararel olarak gelişen hikaye üzerinden vegas’ın farklı bir noktasından oyunumuza başlıyoruz. Tabiî ki klasik olarak hemen grafiklerden bahsedelim. Grafiklerimiz bir next-gen oyuna göre pek iç açıcı değil. İlk etapta modellemelerin vasatlığı gözünüze çarpıyor. Gerçekten çok özensiz yapılmış gibiler. Vücut noktaları arasında bir uyumsuzluk var. Yüzler çok ayrıntılı değil. Yaptıkları hareketler sanki havada gibi. Belli başlı animasyonlar dışında vasatı aşan animasyonlar ve tepkimeler yok npc’lerde. Ama tüm bunların bir sebebi var tabi. (felsefe yapma yazar) Sebeb ise tamamen aktif ortam. Şu ana kadar bir fps’de gördüğünüz en hareketli ortama sahip oyunla karşı karşıyasınız arkadaşlar. Ortamda gördüğünüz hiç bir şey sabit değil. Özellikle bir çatışma esnasında inanılmaz sahnelerle karşı karşıya kalıyorsunuz. Kablolar kopuyor, kutular uçuyor, koltuklar deliniyor, camlar paramparça oluyor vs. vs. Bu kadar tepkili bir ortamda modelleme aramanın şam’da kayısı aramaktan farkı olmayacağı kanaatindeyim. Tabii ki konsolumuz 9 çekirdekli bir rsx işlemciye sahip olan bir ps3 daha fazlasını beklemek hakkımız (özellikle uncharted ve GT’den sonra) ama henüz bunlar için erken olduğunu düşünüyorum.

Burada, savaş alanında biz bir takımız. Biz bir aileyiz. Birbirimizin yanında durur ve annemiz gibi koruruz…

Ama oyunun can alıcı noktası zaten grafikleri değil. (rainbow serisi için hiçbir zamanda olmamıştır) Oyun yapısı. Bodosloma giderek önünüze geleni öldürdüğünüz fps’leri unutun. Bu oyunda düşünmeniz şart. Bu oyunda lider olmak ve işe yarayan emirleri vermek zorundasınız. Bir takım olmayı başarmak ve bunu takıma benimsetmek zorundasınız. Takımınız zorda kaldığında ise insiyatifi elinize alıp riske girmek zorundasınız. (yada kaçın yemişim takımı)
Abarttığımı düşünenler olabilir. (silahımı getirin düşüncelerini değiştiriyim) Onları ikna etmek için birkaç ayrıntıdan bahsedelim. Her oyunda olduğu bir hedefiniz var. ama oraya nasıl ulaşacağınızı gösteren bir şey yok. Çünkü oraya ulaşmak için önünüzdeki düşmanları hangi şekilde ve nerden temizleyeceğiniz size ve takım yönetiminize kalmış. Örneğin bir binanın çatısından paralel geçerek bir sonraki binaya ulaşacaksınız ve binanın üstünde teras gibi 3 kapılı bir oda, onun üstünde ise sniperların olduğu bir bölüm var. isterseniz odanın içine 3 kapıdan herhangi birini kullanarak odayı temizleme yoluna gidebilir ve daha sonra transit geçerek sniper’larla uğraşmazsınız. Tabii sniperlar sizi görürse şansınız kalmaz. Yada isterseniz odadakilere hissettirmeden bir üst tarafa çıkar sniperları indirir, sonrada camdan bir anda odaya dalarak içeriyi halledersiniz. Yada riske girerek takımınızı sniperları halletmeye gönderir siz odayı temizlemeye kalkarsınız. Yada tam tersini uygularsınız. Yada… (off yeter..)
__________________


raistlin isimli Üye şuanda online konumundadır   Alıntı ile Cevapla